Şerit Komutlarını Atla
Ana içeriğe atla
Sevgili Öğrenciler
 
SEVGİLİ ÖĞRENCİLER!
TERÖR ÖRGÜTLERİNİN YALANLARINA KANIP, OKULUNUZU EĞİTİMİNİZİ BIRAKARAK AYDINLIK YARINLARINIZI TERÖR BATAĞINDA KENDİ ELİNİZLE KARARTMAYIN.
EVİNİZDEKİ SICAK YATAĞINIZI, AİLE SAADETİNİZİ, YARINLARDA KAZANACAĞINIZ MESLEĞİNİZİ, ÖĞRETMENLERİNİZİ, ARKADAŞLARINIZI, UMUT DOLU YARINLARINIZI NE İÇİN VE KİMLERE HİZMET ETTİĞNİZİ BİLMEDEN, BİR KENARA İTEREK, SONUÇSUZ BİR MACERAYA ATILMAYIN.
ÖRGÜTE KAZANMA AMACIYLA SİZE SÖYLENEN SÖZLERİN, SİZLERİ HALKINIZA KARŞI KULANMAK VE KURBAN OLARAK DAĞLARA GÖNDERMEK AMACIYLA SÖYLENMİŞ YALANLAR OLDUĞUNU BİLMELİSİNİZ.
UNUTMAYINIZ Kİ TERÖR ÖRGÜTLERİNİN YILLARDIR KULLANDIKLARI SLOGANLAR HEP AYNIDIR. SİZLERE ANLATILANLAR; TERÖR ÖRGÜTLERİNE KATILAN GENÇLERE, YIKILAN HAYELLER, KIRILAN ÜMİTLER VE YOK OLAN YARINLARDAN BAŞKA NE GETİRMİŞTİR?
 
GENÇLER!
"CESARETİMİZİ GÜÇLENDİREN VE SÜRDÜREN SİZLERSİNİZ. SİZ ALMAKTA OLDUĞUNUZ TERBİYE VE İRFAN İLE İNSALIK VE MEDENİYETİN VATAN SEVGİSİNİN, FİKİR HÜRRİYETİNİN EN KIYMETLİ TİMSALİ OLACAKSINIZ."
M.KEMAL ATATÜRK
"YETİŞECEK ÇOCUKLARIMIZA VE GENÇLERİMİZE GÖRECEKLERİ EĞİTİMİN SINIRI NE OLURSA OLSUN İLK ÖNCE VE HERŞEYDEN ÖNCE TÜRKİYENİN BAĞIMSIZLIĞINA, KENDİ BENLİĞİNE, ULUSAL GELENEKLERİNE DÜŞMAN OLAN BÜTÜN UNSURLARLA MÜCADELE ETMEK GEREĞİ ÖĞRETİLMELİDİR."
M.KEMAL ATATÜRK
 

GENÇLİK VE TERÖRİZM
Gençlik, bir toplumun en enerjik ve dinamik kesimini oluşturmaktadır. Bu özellikleriyle toplumsal gelişmedeki yeri ve toplumun bugününü ve yarınını oluşturmadaki rolü çok büyüktür. Gençlik aynı zamanda, bir toplumun sürekliliğini sağlayan sigortası ve itici gücüdür.
Aile, çocuğun dünyaya getirilmesi ve beslenip korunarak yetiştirilmesinin yanında, onun güvenlik, sevgi, saygı, ait olma ve paylaşma gibi psikolojik gereksinimlerinin de en iyi karşılandığı yerdir.
Yapılan araştırmalar, ana babaların çocuklarına karşı gösterdiği tutum ve davranışların, onların olumlu ya da olumsuz karakter, kişilik ve kimlik sahibi olmalarında en önemli etkiye sahip olduğunu göstermektedir.
Büyüme aşamalarında başarılı olan çocuklar, iyi aile içi ilişkileri içinde yetişmiş kimselerdir. Aile içinde gerçekleşen başarılı ilişkiler, mutlu, arkadaşça, bunalımdan uzak ve yapıcı bireylerin oluşumunu sağlarlar. Uyum bozukluğu gösteren çocuklar ise, genellikle başarısız bir anne-baba-çocuk ilişkisinin ürünüdürler.

Anne ve babanın sevgi ve ilgisinden yoksun olarak büyüyen çocuklar, büyük bir sevgi açlığı gösterirler. Bu açlık da, bir takım davranış ve uyum bozukluklarına neden olabilir. Bu bağlamda, çocukluktan yetişkinliğe geçiş dönemi olarak nitelendirilen ergenlik döneminde de, bir ergenin sorunlarını kolaylıkla çözebilmesi ve bu köprü evresini zorluğa uğramadan aşabilmesi, geçmişte olumlu aile ilişkilerine bağlı olduğu söylenebilir.

Çocukluk döneminde anne ve babası tarafından yeterince sevgi, sevecenlik ve güven duygusuyla yetiştirilen ve başarılı bir disiplinin uygulandığı ortamda büyüyen çocuk, mutlu bir ergen adayıdır. Daha o dönemde anne ve babasıyla başarılı bir diyalog kurabilen çocuk, zorlu ergenlik döneminde, aynı arkadaşça ilişkilerini sürdürerek, kişisel sorunlarını kolaylıkla çözebilir.

Gençlik döneminde en etkin duygu, "otorite"den kurtulma isteğidir. Bu nedenle gençler, başkalarını acımasızca eleştirdikleri halde hiç eleştiriye gelememekte ve otorite figürünü temsil eden ana babadan devlete varana kadar, herkesi eleştirme eğilimi taşımaktadırlar. Gençlerin yetişkin statü ve bağımsızlığına kavuşmak için, anne ve babasının kontrolünden kopma isteğinin en önemli nedeni ise, kendine ait bir benlik, kişilik ve kimlik geliştirme isteğidir. Türk toplumunda anne babalar ise, kendilerine bağımlı bir çocuk yetiştirme eğilimi taşımaktadırlar.

Bu noktada, anne babalarla gençler arasında iletişim kopukluklarına neden olabilecek çatışmalar çıkabilmektedir. Yapılan araştırmalarda, gençlerin anne ve babalardan en büyük şikayeti, adam yerine, yetişkin yerine konmamak, anlayışsızlık, güvensizlik, baskıcı ve katı tutum ile sürekli çocuk yerine konmak olduğu görülmüştür. Bir genç, aile ortamında kendine değer verilerek yetişkin yerine konmadığı için, kendine değer veren, yetişkin yerine koyan ortamları aramaya başlıyor. Terör örgütlerinin tam bu kavşakta gençlerimizin karşısına çıktıkları söylenebilir. Onları kazanana kadar, ileride bedelini fazlasıyla almak üzere sevgiyi, saygıyı ve değeri gençlerimizin arzuladığı bir şekilde verdikleri gözlenmiştir.
Bu dönemde, gençlerin büyüklerden beklediği sınırsız bir özgürlük ve başına buyruk olmak değildir.
Onlar;
·         Toplumda kendilerine yer edinmek,
·         Kendilerini ispat etmek için bağımsız olmak,
·         Güvenilmek ve yetişkin yerine konmak istiyorlar.
Onların sabırsızlığı, gençlik çağının belirsizliğinden bir an önce kurtulma çabasından kaynaklanmaktadır.
Bu çerçevede, anne ve babalara bu dönemde düşen en önemli görev, gençlerimizi gerekli gereksiz yargılamadan ve eleştirmeden yetişkin yerine koymaları ve onlara bu kritik dönemde herkesten daha çok yardımcı olmalarıdır.
Terör örgütlerine ve aşırı akımlara katılan gençleri yakından analiz ettiğimizde, ekonomik, sosyal, kültürel ve psikolojik problemlerinin yanında, ailesel problemlerinin olduğunu görüyoruz. Bunun yanında, reddedici, aşırı disiplin uygulayan, baskıcı, mükemmeliyetçi, umursamaz, aşırı hoşgörülü ve parçalanmış ailelerden gelen gençler de dikkati çekmektedir. Bu bağlamda, gençlerin terör örgütlerine girmesini kolaylaştırıcı nedenler arasında yer alan ana baba tutumlarının kısaca açıklanması gerekmektedir.

Bir çocuğun yetiştirilmesinde iki önemli unsur vardır: Sevgi ve disiplin. Bu iki unsurun, anne baba tarafından, çocuğunu eğitirken yerinde ve zamanında verilmesi gerekmektedir. Yerinde ve zamanında verilmediğinde, çocukta bir takım sapma davranışları görülebilmektedir. Yapılan araştırmalar, Türk anne babaların kendilerine "bağımlı çocuklar" yetiştirdiğini gösteriyor. Oysa çocuk, ana babasının bir uzantısı olsa da, kendi benliği ve kişiliği olan ayrı bir varlıktır. Bu nedenle onu kendi ayakları üzerinde durabilen, girişken ve bağımsız bir insan olarak yetiştirmek, anne babaların en önemli amacı olmalıdır.

Gençlik döneminde ergenler, otorite figürünü temsil eden, ana babadan, okuldaki öğretmene ve devlete varana kadar herkesi eleştirme eğilimi taşımaktadırlar. Bunun nedeni ise, "aile otoritesinden kurtulma veya bağımsızlık ihtiyacından kaynaklanmaktadır. Gençlerin bu dönemde bağımsızlıklarını kazanabilmek amacıyla verdikleri mücadelenin nedeni ise, yetişkinler dünyasına katıldıklarında, kazandıkları toplumsal rollerini en iyi şekilde oynayabilmek için, "kendilerine ait bir benlik, kimlik ve kişilik geliştirmek" istemelerinden kaynaklanmaktadır.

Türk toplumundaki anne babalar, çocuklarını yetiştirirken aşırı koruyucu ve kollayıcı tutumları nedeniyle, çocuklarının ömürlerinin sonuna kadar kendilerine bağımlı bireyler olmalarını istemektedirler. Bundan dolayı her ne kadar son yıllarda aşılmaya başlanmış olsa da bir genç, anne babasının onayı olmadan istediği bir üniversiteye gidememekte ve istediği biriyle evlilik yapamamaktadır. Çocukluktan başlayarak, gençlik yıllarında da sürekli çocuk yerine konulan ve ihtiyaçları sürekli anne babası tarafından karşılanan bireyler, Yetişkin Benlik Düzeyini kazanamadıklarından dolayı, kendilerine ait bir benlik, kişilik ve kimlik geliştirerek yetişkinler dünyasına katılamamaktadır.

Bunun yanında gençlerimizi, kendi ayakları üzerinde durabilen, kendine yetebilen, rasyonel, mantıklı ve akılcı bireyler olarak yetiştiremediğimizden dolayı, Anadolu'nıın ücra bir yerinden, metropol bir şehre gelen gençlerimiz, tutunacak bir dal aramaktadırlar. Diğer bir ifadeyle kendilerine ana babalık yapacak, kendileri adına düşünecek, kendileri adına önemli konularda karar verebilecek birilerini aramaktadırlar. Gençlerimizin bu zayıf noktasını terör örgütleri en iyi şekilde değerlendirerek, gençlerimizin tüm ihtiyaçlarını onlar adına giderebilecek Ana Baba Rolü'nü en iyi şekilde oynayabilmektedirler. Kısacası, gençlerimizi, zararlı akımlara ve örgütlere karşı koyabilmek için, kendi ayakları üzerinde durabilen, kendine yetebilen, rasyonel, mantıklı ve akılcı bireyler olarak yetiştirmeliyiz. Bunu yapabilmek için de, Ana Baba, Yetişkin ve Çocuk rolünü zamanında ve yerinde kullanabilmeyi öğrenmemiz gerekmektedir.

Ergenlik başlarında kızlar ve erkekler vücutlarındaki değişmeleri tartışabilecekleri, duygusal durumlarını paylaşabilecekleri, hatalarında dahi seven ve her düşüncelerini söyleyebilecekleri bir arkadaşa ihtiyaç duyarlar. Böylelikle kendilerini tanıyabilir ve başkalarının dünyalarını anlayabilirler. Yaşıtlarıyla arkadaşlığın verdiği güven, bu çağda çok önemlidir. Çünkü ergen, birey olarak çözümleyemediği çatışmaları, arkadaş grubunun çözmesiyle rahatlar.
Bu dönemde, aileden uzaklaşma ve çevreden etkilenme de arkadaş ilişkileriyle başlar. Arkadaşlık, sevgi ve düşünce, iletişim ve etkileşim üzerine kurulur. Çevrede kendini anlayan, seven, destekleyen kişilerin bulunması gence mutluluk ve güven verir. Arkadaşlarla konuşmak, dertleşmek, tartışmak kişiliğin oluşmasında, sağlıklı ilişkiler kurulmasında, bunların sürdürülmesinde en gerekli ve yararlı yoldur. Dolayısıyla bir gencin olumlu ya da olumsuz kişilik kazanmasında en önemli etkenlerden biri, kurduğu arkadaşlıklar, içinde bulunduğu arkadaş gruplarıdır.
Gençler, arkadaş grupları içerisinde "bir gruba ait olma", "sevme-sevilme", "yetişkin yerine konma' ve "kendini gerçekleştirme" gibi bir takım sosyal ve psikolojik ihtiyaçlarını da karşılarlar. Gençler üzerinde yaşıtlarının etkisi o kadar büyüktür ki, -ana babadan ve öğretmenden daha ön plâna geçer- bu bazen olumsuz sonuçlara da yol açabilmektedir. Bu dönemde arkadaş gruplarına bütün benliğiyle güvenen ve bağlanan gençler, arkadaşlarının etkisiyle uyuşturucuya başlayabilmekte ya da farkında olmadan bir terör örgütünün içerisine çekilebilmektedirler.

Genelde lise, üniversite, iş yeri ve mahalle arkadaşlıkları terör örgütleri tarafından en iyi şekilde değerlendirilmektedir.
Ülkemizde, batıdan doğuya, kentlerden de köylere doğru gidildiğinde akrabalık bağlarının güçlü olduğu gözlenmektedir. Bununla birlikte büyük kentlerin gecekondu bölgelerinde de akrabalık bağlarının çok güçlü olduğu söylenebilir.

Terör örgütleri, eleman kazanmada akraba ilişkilerini en iyi şekilde değerlendirmektedir.
Terör örgütleri, hemşehrilik ilişkilerinden de en iyi şekilde yararlanmaktadır. Üniversitelerde ve gecekondu bölgelerinde kendini yalnız hisseden gençlerimize "hemşehrim" sözcüğünün çağrıştırdığı anlamlar çerçevesinde yaklaşmaktadırlar.
Terör örgütlerinin diğer bir eleman kazanma yöntemi ise, "sosyal ve kültürel faaliyetler" düzenleyerek yeni insanlarla tanışma ortamı oluşturmaktır. Bunun için de örgütler, kaynaşma, dayanışma ve tanışma amaçlı, piknikler, sportif etkinlikler, çay partileri, konserler, arkadaş toplantıları, kültürel etkinlikler, film gösterimleri, söyleşiler ve gençlik kampları tertip etmektedirler.

Din olgusu bireyler ve toplumlar için vazgeçilmez ihtiyaçlardan biridir. Bu nedenle insanoğlu varolduğu günden bugüne bir şeylere inanma ihtiyacı hissetmiştir. İlk zamanlar doğadaki olağanüstü olarak nitelediği varlığa, güneşe, aya, taşa, toprağa, ateşe vb. taparak bu ihtiyacını gideren insanoğlu, semavi dinlerle birlikte bu ihtiyacını daha sistemli gidermeye başlamıştır.
Din olgusu insanların algılayış, yorumlayış ve yaşayış tarzlarındaki farklılıklardan dolayı bir takım sapmaları da beraberinde getirmektedir. Bu bağlamda, din olarak İslâmiyet'in yaşandığı ülkemizde de, İslâm'ı farklı algılayan ve yorumlayan radikal anlayış ve hareketler bulunmaktadır. Bu grupların bazıları eylem plânında, bazıları da fikir plânında faaliyetlerine devam etmektedirler.
Ülkemizde faaliyet yürüten terör örgütleri, gençliği kazanmada sosyal yöntemlerin yanı sıra, psikolojik yöntemlerden de en iyi şekilde yararlanmaktadırlar. Bu çerçevede, arkadaş, akraba ilişkileri, hemşehrilik, sosyal ve kültürel faaliyetler ve dini değerleri kullanarak gençlerin fizyolojik, psikolojik ve sosyal ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla bir grubun içerisine çekmektedirler. Grubun içerisine çektikleri bireylerin tutumlarında, örgütün ideolojisi doğrultusunda gerekli değişikliği yapmakta, algılama dünyalarına nüfuz etmekte, bilinçaltı oluşturmakta ve bütün bunlarla birlikte bireye, bir militan kimliği ve kişiliği kazandırmaktadırlar.
Kişilerin ilgileri, eğilimleri göz önünde bulundurularak iyi bir müzik kaseti vermek, severek okuyabilecekleri bir kitap vermek, kişinin izlemesi için bir video kasete vermek ya da beraber izlemek, iyi bir televizyon filmini veya programını izlemesini önermek ya da birlikte izlemek, birlikte sinemada güzel bir filmi ya da bir tiyatro oyununu seyretmek veya olanak yoksa ona seyretmesini tavsiye etmek, birlikte bir konsere gitmek, birlikte bir müzeyi gezmek, onu iyi bir arkadaş ortamı içinde pikniğe, geziye, sportif faaliyetlere çekmek vb. dostluğu iletişimi geliştirmede yardımcı olacaktır. Kişiyi ortamımıza alıştırmak, onunla iletişimi ilerletmek için genellikle akla hemen, onu kültür merkezine, dergiye, derneğe, sendikaya çağırmak geliyor. Kendimizi bu yolla sınırlamamalı, belli alanlara hapsetmemeliyiz. Başka çok çeşitli olanaklar olduğunu unutmamalıyız.
Örgüte kazanılması plânlanan bir genç, kurulan bu sıcak diyalogdan sonra kendini olduğu gibi kabul eden, kendine değer vererek adam yerine koyan, sahnesi, senaryosu ve oyuncuları önceden hazırlanmış bir grubun içerisine çekilir. Terör örgütleri tarafından bir grubun içerisine çekilen birey, artık kendi aklıyla düşünüp hareket edememektedir. Zira bireyin düşünce, duygu ve davranışlarının tek hâkimi, tek yönlendiricisi ait olduğu grup olmaktadır.
Bu bağlamda, terör örgütleri bir genci kazanabilmek ve kazandıktan sonra elde tutabilmek amacıyla, bir bireyin fızyolojik, güvenlik, ait olma, sevgi, saygı ve kendini gerçekleştirme ihtiyaçlarını giderme ortamı sağlayarak en iyi şekilde kullanmaktadırlar.
Kaynak: Necati Alkan-Gençlik Ve Terörizm
 
 
  • İçişleri Bakanlığı
  • Diyarbakır Valiliği
  • Emniyet Genel Müdürlüğü
  • Polis Radyosu
  • Kurumsal E-Posta
  • Polsan
  • Emniyet Teşkilati Mensupları Hanımları Yardımlaşma Derneği
  • UPEM
  • TUBİM
  • Suç Önleme Sempozyumu
  • UTSAM Sempozyumu
  • EGM Çocuk Sayfası
  • BİMER
  • KGYS